Nihat ZEYREK
Köşe Yazarı
Nihat ZEYREK
 

Vicdanın Sınandığı Günü Gazetemize Saldırmakla Kapatamazsınız

Gümüşhane’de geçtiğimiz günlerde hasta bir evlat için kurulan o kürsüde aslında sadece bağış toplanmadı. Vicdanlar sınandı. DMD hastası Eymen Kayra Petek için Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen yardım programı, toplumun farklı kesimlerinden insanların bir araya geldiği bir dayanışma gecesiydi. O salonda bulunan herkesin ortak amacı vardı: Bir çocuğun hayatına umut olabilmek. Ancak bu anlamlı programın ardından yaşanan tartışma, meselenin başka bir boyutunu ortaya çıkardı. Kelkit’te bazı vatandaşlar, aynı gün Gümüşhane merkezde bulunan Kelkit Ülkü Ocakları İlçe Başkanı Mehmet Batuhan Yıldırım’ın bu programa katılmamasını eleştirdi. Gazetemiz de halktan gelen bu tepkiyi kamuoyuna aktardı. Çünkü gazetecilik tam olarak bunu yapar: Halkın sesini duyurur. Ne var ki bu haberin ardından gelen açıklamada eleştiriler cevaplanmak yerine gazetemiz hedef alınarak sert ifadeler kullanıldı. Haber “hezeyan”, gazetecilik ise “millete dizayn vermek” olarak nitelendirildi. Burada açık bir gerçeği hatırlatmak gerekiyor. Gazetecilik kimseye diz çökmek değildir. Gazetecilik, kimsenin hoşuna gitmese bile gerçeği yazabilme cesaretidir. Bir çocuğun hayatı için düzenlenen yardım programına katılmama eleştirisi yapılmışsa, bu gazetecinin değil kamuoyunun sorusudur. Basın ise sadece bu soruyu görünür kılar. Elbette Sayın Yıldırım’ın ifade ettiği gibi önceden planlanmış bir program olabilir. Mehter yürüyüşüne katılmış olabilir. Yardım da yapmış olabilir. Bunların hepsi mümkündür ve yapılmış her destek kıymetlidir. Ancak kamuoyunun aklındaki soru da aynı derecede meşrudur: Aynı şehirde bulunulan bir günde, hasta bir çocuk için düzenlenen programa kısa bir süreliğine dahi olsa katılmak gerçekten mümkün değil miydi? Bu soru soruldu diye gazeteciliği hedef almak, eleştiriyi “karalama” olarak görmek doğru bir yaklaşım değildir. Daha da önemlisi, bu tartışmanın merkezine Eymen Kayra gibi bir evladımızın konulması kimseye yakışmaz. Çünkü o çocuk ne siyasetin tarafıdır ne de polemiklerin. O sadece yaşamak isteyen bir çocuktur. Bizim meselemiz de tam olarak budur. Gazetecilik; makam sahiplerini alkışlamak için değil, gerektiğinde soru sormak için yapılır. Eğer bir haber eleştiri içeriyor diye gazetecilik “hezeyan” olarak görülüyorsa, o zaman ortada konuşulması gereken daha büyük bir problem vardır: eleştiriye tahammül meselesi. Unutulmamalıdır ki bu toplumda kimse eleştirinin üstünde değildir. Makamlar geçicidir, görevler geçicidir. Ama bir çocuğun hayat mücadelesi kalıcıdır. Bugün tartışılan isimler yarın unutulabilir. Ama Eymen Kayra’nın verdiği yaşam mücadelesi unutulmayacaktır. Bu yüzden polemik yerine vicdanın konuşması gerekir. Çünkü mesele bir haber değil. Mesele, bir çocuğun hayatıdır.
Ekleme Tarihi: 13 Mart 2026 -Cuma

Vicdanın Sınandığı Günü Gazetemize Saldırmakla Kapatamazsınız

Gümüşhane’de geçtiğimiz günlerde hasta bir evlat için kurulan o kürsüde aslında sadece bağış toplanmadı. Vicdanlar sınandı. DMD hastası Eymen Kayra Petek için Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen yardım programı, toplumun farklı kesimlerinden insanların bir araya geldiği bir dayanışma gecesiydi. O salonda bulunan herkesin ortak amacı vardı: Bir çocuğun hayatına umut olabilmek.

Ancak bu anlamlı programın ardından yaşanan tartışma, meselenin başka bir boyutunu ortaya çıkardı. Kelkit’te bazı vatandaşlar, aynı gün Gümüşhane merkezde bulunan Kelkit Ülkü Ocakları İlçe Başkanı Mehmet Batuhan Yıldırım’ın bu programa katılmamasını eleştirdi. Gazetemiz de halktan gelen bu tepkiyi kamuoyuna aktardı. Çünkü gazetecilik tam olarak bunu yapar: Halkın sesini duyurur.

Ne var ki bu haberin ardından gelen açıklamada eleştiriler cevaplanmak yerine gazetemiz hedef alınarak sert ifadeler kullanıldı. Haber “hezeyan”, gazetecilik ise “millete dizayn vermek” olarak nitelendirildi. Burada açık bir gerçeği hatırlatmak gerekiyor. Gazetecilik kimseye diz çökmek değildir. Gazetecilik, kimsenin hoşuna gitmese bile gerçeği yazabilme cesaretidir.

Bir çocuğun hayatı için düzenlenen yardım programına katılmama eleştirisi yapılmışsa, bu gazetecinin değil kamuoyunun sorusudur. Basın ise sadece bu soruyu görünür kılar. Elbette Sayın Yıldırım’ın ifade ettiği gibi önceden planlanmış bir program olabilir. Mehter yürüyüşüne katılmış olabilir. Yardım da yapmış olabilir. Bunların hepsi mümkündür ve yapılmış her destek kıymetlidir.

Ancak kamuoyunun aklındaki soru da aynı derecede meşrudur: Aynı şehirde bulunulan bir günde, hasta bir çocuk için düzenlenen programa kısa bir süreliğine dahi olsa katılmak gerçekten mümkün değil miydi? Bu soru soruldu diye gazeteciliği hedef almak, eleştiriyi “karalama” olarak görmek doğru bir yaklaşım değildir.

Daha da önemlisi, bu tartışmanın merkezine Eymen Kayra gibi bir evladımızın konulması kimseye yakışmaz. Çünkü o çocuk ne siyasetin tarafıdır ne de polemiklerin. O sadece yaşamak isteyen bir çocuktur. Bizim meselemiz de tam olarak budur. Gazetecilik; makam sahiplerini alkışlamak için değil, gerektiğinde soru sormak için yapılır. Eğer bir haber eleştiri içeriyor diye gazetecilik “hezeyan” olarak görülüyorsa, o zaman ortada konuşulması gereken daha büyük bir problem vardır: eleştiriye tahammül meselesi.

Unutulmamalıdır ki bu toplumda kimse eleştirinin üstünde değildir. Makamlar geçicidir, görevler geçicidir. Ama bir çocuğun hayat mücadelesi kalıcıdır. Bugün tartışılan isimler yarın unutulabilir. Ama Eymen Kayra’nın verdiği yaşam mücadelesi unutulmayacaktır. Bu yüzden polemik yerine vicdanın konuşması gerekir. Çünkü mesele bir haber değil. Mesele, bir çocuğun hayatıdır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve gumushaneekspres.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.