KELKİT’TE BİNA YAŞAMI “ERROR” VERİYOR
KELKİT
15.03.2026 - 08:33, Güncelleme:
15.03.2026 - 08:33
KELKİT’TE BİNA YAŞAMI “ERROR” VERİYOR
Köylerden kente her geçen gün artan göçle birlikte şehirlerde apartman yaşamı da hızla yaygınlaşıyor. Ancak nüfusun ve bina sayısının artması, ne yazık ki apartman yaşam kalitesinin aynı oranda yükseldiği anlamına gelmiyor. Aksine, birçok yerde apartman hayatı adeta çekilmez bir hal alıyor.
Köylerden kente her geçen gün artan göçle birlikte şehirlerde apartman yaşamı da hızla yaygınlaşıyor. Ancak nüfusun ve bina sayısının artması, ne yazık ki apartman yaşam kalitesinin aynı oranda yükseldiği anlamına gelmiyor. Aksine, birçok yerde apartman hayatı adeta çekilmez bir hal alıyor.
Her apartmanın kendine özgü sorunları olsa da, hemen hemen tüm binalarda ortaklaşa yaşanan problemler dikkat çekiyor. Bu yılın başında binalardaki gürültüyü kökten çözeceği umuduyla çıkarılan düzenlemelerin ise beklenen etkiyi yapmadığı görülüyor.
Peki apartmanlarda en çok hangi sorunlar yaşanıyor?
Koridorlarda gelişigüzel koşup bağırarak ortalığı ayağa kaldıran çocuklar, balkonlardan silkelenen halılar ve masa örtüleri, aylardır çalıştırılmayan ya da bakım yapılmayan asansörler, ortak kullanım alanlarına bırakılan ayakkabılar, patates çuvalları ve çeşitli eşyalar… Bunlara bir de dairelerden yükselen bağırışlar, yüksek sesli komşu toplantıları ve gece geç saatlere kadar süren gürültüler eklenince apartman yaşamı çekilmez bir hâl alabiliyor.
Özellikle bina yönetimi olmayan apartmanlarda bu tür sorunları çözmek daha da zorlaşıyor. Sorunlar çoğu zaman önce iyi niyetli uyarılarla çözülmeye çalışılıyor. Ancak karşı tarafın anlayış ve empati seviyesinin yetersiz olduğu durumlarda bu girişimler sonuçsuz kalıyor. İş, zabıtaya veya polise şikâyete, hatta zaman zaman mahkeme süreçlerine kadar uzanabiliyor.
Daha da üzücü olan ise bazı insanların bu noktadan sonra gerçek yüzlerini göstermeye başlaması. Geçtiğimiz günlerde Kelkit'te yaşanan bir olayda, 4–5 kişilik bir grup kendilerinden polise şikâyetçi olan komşularının kapısına dayanarak hakaretler, küfürler ve tehditler savurarak kapıyı tekmelemeleri ve yumruklamaları. Üstelik olayın Ramazan ayında yaşanmış olması ve ortada tanıklar bulunmasına rağmen, yaşananları rahatlıkla inkâr edebilmeleri durumun vahametini bir kez daha ortaya koyuyor.
Oysa apartman hayatı, karşılıklı saygı ve anlayış üzerine kuruludur. Aynı çatıyı paylaşan insanların birbirlerinin yaşam alanına saygı göstermesi gerekir. Gürültü, ortak alanların işgali, ya da komşuluk hukukunun hiçe sayılması yalnızca bireysel bir mesele değil, aynı zamanda toplumsal bir sorundur ve ahlaki bir olaydır.
Artık bu tür sorunların görmezden gelinmesi yerine kalıcı çözümler üretilmesi gerekiyor. Bina yönetimlerinin daha aktif hâle gelmesi, apartman kurallarının net şekilde belirlenmesi ve gerektiğinde yasal yaptırımların uygulanması kaçınılmaz görünüyor. Aksi hâlde şehirleşme artarken, şehir kültürünün geride kalması gibi bir çelişkiyle karşı karşıya kalmaya devam edeceğiz.
Eğer bu küçük topluluklarda saygı ve düzen sağlanamazsa, büyük şehir hayatında huzuru bulmak da imkansız bir hal alacaktır.
Köylerden kente her geçen gün artan göçle birlikte şehirlerde apartman yaşamı da hızla yaygınlaşıyor. Ancak nüfusun ve bina sayısının artması, ne yazık ki apartman yaşam kalitesinin aynı oranda yükseldiği anlamına gelmiyor. Aksine, birçok yerde apartman hayatı adeta çekilmez bir hal alıyor.
Köylerden kente her geçen gün artan göçle birlikte şehirlerde apartman yaşamı da hızla yaygınlaşıyor. Ancak nüfusun ve bina sayısının artması, ne yazık ki apartman yaşam kalitesinin aynı oranda yükseldiği anlamına gelmiyor. Aksine, birçok yerde apartman hayatı adeta çekilmez bir hal alıyor.
Her apartmanın kendine özgü sorunları olsa da, hemen hemen tüm binalarda ortaklaşa yaşanan problemler dikkat çekiyor. Bu yılın başında binalardaki gürültüyü kökten çözeceği umuduyla çıkarılan düzenlemelerin ise beklenen etkiyi yapmadığı görülüyor.
Peki apartmanlarda en çok hangi sorunlar yaşanıyor?
Koridorlarda gelişigüzel koşup bağırarak ortalığı ayağa kaldıran çocuklar, balkonlardan silkelenen halılar ve masa örtüleri, aylardır çalıştırılmayan ya da bakım yapılmayan asansörler, ortak kullanım alanlarına bırakılan ayakkabılar, patates çuvalları ve çeşitli eşyalar… Bunlara bir de dairelerden yükselen bağırışlar, yüksek sesli komşu toplantıları ve gece geç saatlere kadar süren gürültüler eklenince apartman yaşamı çekilmez bir hâl alabiliyor.
Özellikle bina yönetimi olmayan apartmanlarda bu tür sorunları çözmek daha da zorlaşıyor. Sorunlar çoğu zaman önce iyi niyetli uyarılarla çözülmeye çalışılıyor. Ancak karşı tarafın anlayış ve empati seviyesinin yetersiz olduğu durumlarda bu girişimler sonuçsuz kalıyor. İş, zabıtaya veya polise şikâyete, hatta zaman zaman mahkeme süreçlerine kadar uzanabiliyor.
Daha da üzücü olan ise bazı insanların bu noktadan sonra gerçek yüzlerini göstermeye başlaması. Geçtiğimiz günlerde Kelkit'te yaşanan bir olayda, 4–5 kişilik bir grup kendilerinden polise şikâyetçi olan komşularının kapısına dayanarak hakaretler, küfürler ve tehditler savurarak kapıyı tekmelemeleri ve yumruklamaları. Üstelik olayın Ramazan ayında yaşanmış olması ve ortada tanıklar bulunmasına rağmen, yaşananları rahatlıkla inkâr edebilmeleri durumun vahametini bir kez daha ortaya koyuyor.
Oysa apartman hayatı, karşılıklı saygı ve anlayış üzerine kuruludur. Aynı çatıyı paylaşan insanların birbirlerinin yaşam alanına saygı göstermesi gerekir. Gürültü, ortak alanların işgali, ya da komşuluk hukukunun hiçe sayılması yalnızca bireysel bir mesele değil, aynı zamanda toplumsal bir sorundur ve ahlaki bir olaydır.
Artık bu tür sorunların görmezden gelinmesi yerine kalıcı çözümler üretilmesi gerekiyor. Bina yönetimlerinin daha aktif hâle gelmesi, apartman kurallarının net şekilde belirlenmesi ve gerektiğinde yasal yaptırımların uygulanması kaçınılmaz görünüyor. Aksi hâlde şehirleşme artarken, şehir kültürünün geride kalması gibi bir çelişkiyle karşı karşıya kalmaya devam edeceğiz.
Eğer bu küçük topluluklarda saygı ve düzen sağlanamazsa, büyük şehir hayatında huzuru bulmak da imkansız bir hal alacaktır.
Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) ve diğer ajanslar tarafından eklenen tüm haberler, sitemizin editörlerinin müdahalesi olmadan ajans kanallarından çekilmektedir. Bu haberlerde yer alan hukuki muhataplar haberi geçen ajanslar olup sitemizin hiç bir editörü sorumlu tutulamaz...
Habere ifade bırak !
Bu habere hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.